T.C. Ulus-devlet Milliyetçiliği = Kürt Düşmanlığıdır 3
07 Aralık 2017 Perşembe Saat 15:32
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Hacı Birlik

Bu sürece ulusal kurtuluş savaşı süreci dense de o dönemde ne günümüzdeki gibi bir Türk uluslaşması vardı, ne de bu ulus işgal altındaydı. Ayrıca yürütülen mücadele de bahsedildiği gibi bir ulusal kurtuluş savaşı değil, bölge halklarının (Türkler, Kürtler, Çerkezler, Müslümanlar, Solcular vb) dünya güçlerine karşı verdikleri direniş ve özgürlük mücadelesi idi. Zamanın Atatürk konuşmaları, yine Sivas kongre belgeleri bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Fakat nasıl oldu da Türkiye adıyla kurulan bu devlet çok kısa bir süre sonra Beyaz Türkler diye adlandırılan bir oligarşik güruhun eline geçti. Tabi ki bir darbe ile oldu ve bu uluslararası bir darbe olarak gerçekleşti.

İttihat ve Terakki Cemiyeti adlı grup bir Jöntürk topluluğu olarak çok öncesinden örgütlenmiş, bir proje olarak tasarlanmıştı. Bugün esasında Beyaz Türkler diye tanımlananların kök hücresi o zamanın İttihat ve Terakki Cemiyeti adlı kuruluştur. Bunların esas amacı batı tarzı bir Ulus-Devlet inşasının ön hazırlıklarıdır. Batılı güçler sadece Osmanlı İmparatorluğunu ortadan kaldırmamış, ayrıca yerine neyin kurulacağını da kararlaştırmışlardı. İçerden ve dışardan müdahalelerle imparatorluk yıkılmış, yerine batı tarzı milliyetçi ulus-devletler inşası proje olarak tasarlanmış ve uygulamaya konulmuştu. Bunun ilk örneği de elbette tahmin edeceğiniz üzere İttihat ve Terakki Cemiyetinin kurucuları öncülüğünde geliştirilen Beyaz Türklerin ulus-devleti oldu.

Bir ulus-devlet inşası belli bir süreç içinde gelişen sosyolojik ulus inşası gibi değildir. Uluslaşma süreci tarihsel toplum olarak klanlardan başlayarak zamanla kabile, aşiret, halk, millet ve en son olarak da uluslaşma süreçlerine tekabül eder. Ulus-devletler ise siyasal proje olarak belli bir zümrenin belirli sınırlar dahilinde yaşayan topluluklara nasıl yaşayacaklarını dayatmaları ve buna göre sistem iktidarlarını bir sisteme kavuşturmalarını içerir. Bu iktidar inşası Türkiye’de Beyaz Türklerin iktidar inşasıdır, ama ne pahasına diye sormak konumuzun özünü oluşturur.

Önce tüm Rumları -ki onlar da bu toprakların asli vatandaşları idi- mübadele ile Yunanistan’a sürdüler, bu arada Ermeni katliamı ile ülke daha da çoraklaştırıldı ve yüzbinlerce insan öldürüldü ya da yerinden edildi ve göç edip başka diyarlara gittiler, son olarak da bir dizi askeri operasyonla Kürtlerin tüm ileri gelenleri ile örgütlü güçleri yok edildi, tümden Kürtler inkar edildi. Bununla birlikte TKP Genel Sekreteri Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Karadeniz’de topluca boğdurulması ve laiklik adıyla da tüm dindarların ülke yönetiminden dışlanması sonucu Beyaz Türklerin iktidar inşası tamamlandı. Bu süreçte Türk Ulus-devlet milliyetçiliği bu temelde inşa edilmiştir. Cumhuriyetin kuruluşu böyle bir sürece tekabül etmiş ve günümüzü kadar değişik gelişmeler yaşanarak gelmiştir.

Zaman içinde Rumlar tam bir azınlık haline gelmiş ve nerdeyse Türkiye’de kalmamıştır. Ermeniler bir elin parmak sayısını geçmeyecek oranda kalmıştır, ama onlar da “güvercin tedirginliğinde” yaşa(ma)ma durumunda bırakılmaktadır. Solcular ise özellikle 80’lerle birlikte büyük oranda daralmış, günümüzde toparlanma emareleri olsa da ciddi anlamda dağılmışlardır.

Bugün itibariyle gelinen aşamada Kürtler ve muhafazakarlar ciddi anlamda varlıklarını sürdürmektedirler. Her iki güç karşıt bir noktada durmaktadır. Kürtler Türk ulus-devlet milliyetçiliğine karşı dünya çapında bir direnişle varlıklarını koruma ve özgürlüklerini sağlama çabası içerisinde iken muhafazakarlar da daha fazla devlet iktidarına sahip olmak ve tam devletli olmak için Türk Ulus-devlet zihniyetine sahip çıkmakta ve Kürtler karşısında inkar-imha siyasetini daha da derinleştirerek sürdürmektedirler.

Dindarlık iddiasında bulunan RTE için Türk milliyetçiliği iktidarını sağlamlaştırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Ona göre iktidarda kalmak için her türlü araç kullanılabilir ve mubahtır. Bahçeli için varlığını üzerinde inşa ettiği binayı korumak varlık-yokluk meselesidir. Bunun için elbette her türlü tavizi de vermeye hazırdır. Perinçek de aynı amaca sözde soldan hizmet ederek Türk milliyetçiliğinden nemalanmakta ve iktidardan pay kapma derdindedir. Esasında bu iktidar ortaklığı ülkenin yönetimine çökmüş bir çeteden öte bir durum değildir. Bu çetenin her gün yeni bir hırsızlığı, yolsuzluğu çıkmakta, dünya çapında bu kötü ünleriyle nam salmaktadırlar. Ama bu eşkıyalıkla Türkiye’ye hükümdar olmaları artık çok zordur. Zira artık çağ değişmiş, halklar ve tüm topluluklar varlıklarını Türk ulus-devlet milliyetçiliği karşısında korumayı ve yeniden dirilmeyi başarmıştır. Tarih gemisi geriye doğru döndürülemeyeceğine göre insanlık yeni bir solukla yoluna devam edecektir. Bu yol Demokratik Ulus yoludur.     

Haci Birlik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA