Çağın Direnişi
09 Şubat 2018 Cuma Saat 09:16
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik
Bu kendileri açısından “istikrarlı” bir yaklaşım olarak görülse de, Kürtler tarafından dikkatle izlenmesi ve ne zaman ne olacağı belli olmayan, o nedenle de hiçbir zaman tedbirlerin elden bırakılmaması gereken bir tutum olarak görülmüştür. Bugünde benzeri bir durum söz konusudur.

DAİŞ saldırıları karşısında tek direnen ve onu yenilgiye uğratan Kürtler olmuştur. Kürtler bu başarıyı elde ederlerken, uluslararası demokratik kamuoyunun, Ortadoğu halklarının ve DAİŞ karşıtı güçlerinde de desteğini almıştır. Bir nevi DAİŞ’le birlikte Ortadoğu’du yön verilmek istenen tarihin akışını değiştirmiştir. DAİŞ’le çıkar çelişkisi içerisine giren ABD, Rusya ve ABD devletleri de Kürtlerin bu başarısı karşısında kendilerini karşıt bir pozisyonda tutmamışlardır. Bununla da kalmayarak Rojava Kürtlerinin temsilcilerini başkentlerinde konuk etmişler ve saraylarında ağırlamışlardır. Kameralar karşısına geçerek boy boy görüntüler vermişler, destek görüşlerini dile getirmişlerdir. Kürtlerde onların bu desteklerini olumlu bularak kabul etmişlerdir.

Ancak bu güçler, kameralar karşısına geçtiklerinde her kesin önünde dile getirdikleri sözlerin gereklerini yerine getirmememişlerdir. Sömürgeci TC devletinin işgal güçlerinin Efrin’e yönelik saldırıları karşısında ucu açık, nereye varacağın bellil olmayan genel beylik sözler dışında hiçbir şey belirtmemiş olmaları da bunu göstermemektedir.

Sömürgeci TC devletinin Efrin’e yönelik saldırıları 20’li günlere varmış bulunuyor. Hemen hemen hergün aralıksız olarak Rojava semalarında onlarca keşif uçağını uçururken, Diyarbakır’dan, Malatya’dan, İncirlik’ten kaldırdığı düzünelerce savaş savaş uçağıyla, tankı ve topu ile bombalar yağdırıyor. Bu saldırılar da evler, köyler yerle bir edilirken ormanlar, tarlalar, bahçeler yakılıyor, içerisinde çocuk, kadın ve yaşlılarında bulunduğu yüzlerce sivil insanın yaşamını kaybettiği ve yaralandığı bir katliamı/soykırımı gerçekleştiriyor ve insanlar buralardan göçertilmeye çalışılıyor.

ABD, Rusya ve Avrupa devletleri tüm bu saldırılar karşısında sessizliği koruyor. Hatta içerisine girmiş olduğu bu tutumu, bir “sessizlik” olarak görmek ortaya çıkardığı sonuçlar itibarıyla oldukça zayıf kalıyor. Daha doğrusu TC devleti ile içerisine girilen bir suç ortaklığı anlamına geliyor ve tüm bunlar da TC devletinin onlara bulunduğu açıkca tehditler altında gerçekleşiyor.

ABD, Rusya, Avrupa devletleri bu tutumlarını daha ne kadar devam edecekler, koruyacaklar, bu konuda bir şey söylemek mümkün olmadığı gibi, tamamıyla da onların bileceği bir konu. Ancak şöyle bir şey var. O da; Kürtlerin, Ortadoğu halklarının ve uluslararası demokratik  komuoyunun onların bu tutumunu dikkatle izlemekte oldukları ve ona göre hükümlerini verdikleri gerçekliği oluyor.

Gelinen aşama da Efrin’e yönelik TC devletinin işgal saldırısını, ABD, Rusya ve Avrupa devletlerinin verdiği onayla başlattığını herkes dile getiriyor, yazıyor, tartışıyor. Bu artık gizlenemez bir gerçeklik olarak kabul ediliyor. Yine herkesin dile getirdiği bir gerçeklik var. O da; NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan TC devletinin elinde bulundurduğu ağır savaş silahları/tekniği ve gücüne rağmen 20’li günlere varan işgal saldırısın da hala yerinde sayması ve sayısal ve elinde bulundurduğu/kullandığı silah itibarıyla aralarında herhangi bir mukayese de bulunmanın bile mümkün olmadığı Efrin halkı ve onun öz savunma güçleri karşısında vermiş olduğu ağır kayıplar gerçekliği oluyor. Tüm bunlar da arkasında ABD, Rusya ve Avrupa devletleri olmadan sömürgeci TC devletinin üst perdeden konuşup, savaş naraları atarak Efrin’e yönelik bir işgal saldırısında bulunmasının mümkün olmayacağı yönünde ki görüşleri daha da doğruluyor.

Kürtler her zaman olduğu gibi, bugünde kendi öz güçlerine dayanarak Efrin’e yönelik başlatılan bu işgal saldırısının yenilgiye uğratılacağının bilinci ile direniyor. 1947 Mahabat’tan, 1974 Başuré Kürdistan yenilgisinden ve en son olarak ta Başuré Kürdistan Bölgesel Yönetiminin yaşadığı 25 Eylül 2017’den sonraki trajediden çıkardığı önemli derslerle; öz gücüne değil, başka güçlerin desteğine dayanarak bir sonuç elde edilemeyeceği gerçeğini görüyor ve bu temelde sahibi haline geldiği direnişini kısa erimli olarak görmüyor. O nedenledir ki, bu direnişini son derece isabetli ve haklı olarak; çağın direnişi olarak adlandırıyor.

Tüm parçalarda ki ve farklı coğrafyalarda ülkeler de yaşamak zorunda bırakılan Kürdistan halkı ve onun dostları, uluslararası demokratik kamuoyu da bu gerçeklliği görüyor ve en son 3 Şubat’ta görüldüğü gibi hemen hemen dünyanın her yerinde meydanlara, sokaklara çıkarak Efrin direnişinin yanında yer aldıklarını ilan etmiş bulunuyor. ABD, Rusya ve Almanya, Fransa, İngiltere başta olmak üzere Avrupa devletlerinin sömürgeci TC devletinin başlatmış olduğu işgal saldırısına verdiği desteğe rağmen bunu yapıyor.    

 Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

       

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Kemal Amedî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA