Kürtlere Düşmanlık Ede Ede Batıp Yok Olacaklar
18 Nisan 2018 Çarşamba Saat 06:52
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Genco Şengalî

Kürt düşmanlığına ayarlı Türk dış politikası fark ettirmeden içerde de çok ciddi bir kriz ve çatışma süreci içine girmiştir. Kimin bu çatışma içinde nerede durduğu, ne amaçladığı kimin kiminle dost ya da düşman olduğu gibi netleşmesi gereken durumları şimdilik Kürt düşmanlığı gizliyorlar. Koca bir dünya savaşının yaşandığı, devletlerin yıkılıp yenilerinin kurulduğu bir dönemde sadece Kürt düşmanlığına odaklanmış iç dış politika nereye kadar kendilerini yaşatır hep birlikte göreceğiz.

Malum ABD İngiltere ve Fransa birlikte Suriye rejimine hava operasyonu yaptılar. Bu operasyona katılıp katılmama bir yana devlet ve diplomasi teamülleri  gereği bir açıklama yapmakta bile en çok zorlanan Türk devleti olmuştur. Çünkü olumlasa Rusya ve İran rahatsız olacak eleştirse NATO ve batılı güçler rahatsız olacak ve aynı zamanda mezhep kodları ile düşünen tabandaki cemaatler kuşkuya kapılacak. Çünkü Suriye siyaseti, Ortadoğu siyaseti bitmiş ve batmış bir devlettir Türkiye. Söylem ve hareket alanı sadece ve sadece Kürt düşmanlığına bağlıdır. O da bitti bitecek.

Türk devletinin Erdoğan ile devreye koyduğu yeni bir şey var onu bilmek ve tanımak gerekir; Çok büyük konuşup az iş yapmak Erdoğan siyasetinin temel ilkesidir. Biz oyun kurucuyuz, bize sormadan hiç bir şey yapamazsınız, biz Suriye'de oyunları bozduk vb...konuşup duruyor.  Halk tabiri ile atıp tutuyor. Bu söylemle devlet aklı dışında aklı olmayan başta kimi Ergenekoncular olmak üzere milliyetçi ırkçılara hayal kurduruyor ve sonra yanına alıp gelin birlikte bu işleri yapalım diyerek kendilerini söylemsiz ve politikasız bırakıyor. Fakat başdanışmanın da itiraf ettiği gibi Rusya izin vermeseydi Efrîn üzerinde keşif uçaklarını bile uçuramazdık gerçekliği de mertek gibi gözlerine batıyor. Peki keşif uçaklarını bile kaldırmak için Rusya'dan izin almak zorundaki bir devlet nasıl oluyor da Ortadoğu'da oyun kurucu oluyor. Nasıl ve hangi konumda olduğu bu kadar açık iken nasıl oluyor da muhalefet ve sivil toplum bunca yalan ve karalamaya bir şey demiyor, teşhir etmiyor ve adım adım ülkeyi bataklığa götüren bu politikayı durduramıyor. Aslında Erdoğan Türkiye'sini ele veren en iyi şey bunca yalan ve dolana rağmen kimsenin bir şey dememesinden de belli oluyor. Bu durum yıkımın yenilginin yaşandığının açık delili oluyor. Kürt düşmanlığı her kesin dilini susturuyor.

Kürt düşmanlığı Türk devletinin elindeki tek kozudur. Hem de her şey için. Burada önemli olan kimin Kürt düşmanlığı ile ne elde etmek istediği daha doğrusu Kürt düşmanlığı yaparak ne kazandığı ve ya kazanmak istediğidir.  

Kürt sorunu Kemalistlerin yarattığı bir sorundur. Bu Kemalistler Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun şimdiki en cahilleridir. İslam’ın da cahilleridir. Bu durum günümüzün CHP’sinde ve MHP’sinde çok bariz görülmektedir. AKP'nin Kürtlere bunların yöntemlerinden daha tehlikeli ve derecesi daha yüksek faşistlikle düşmanlık etmeye başlaması, bu cenahın Kürt düşmanlığına ayarlı iç ve dış politikasına bir şey dememelerine yol açıyor. İnşallah Kürtleri bitirir diye AKP’ye dua ederek AKP’lileşiyorlar. Dini konularda CHP tam bir cahiller partisi sayabiliriz. Erdoğan ve AKP’si ise dini mevzularda Muaviye b. Ebu Süfyan’a külahını ters giydirir cinsten bir guruptur. CHP’nin din üzerinden konuşması, toplumsal kültür ile kendisi arasında bu yolu da kullanarak bağ kurması mevcut akılıyla mümkün değilse de çok zordur. Tutunduğu tek şey laiklik oluyor ancak Kürt düşmanlığını her şeyin içine yedirmiş AKP, laiklik karşısında da “bakın Kürtleri dincileştirip kendime bağlıyorum” dediğinde Kemalistler de imam hatipli olabildiği için buradan geliştirdiği muhaliflik de para etmiyor. Ve böylece CHP n’idiğü belirsiz bir parti olmuş oluyor. Bunun için Kılıçdaroğlu gibi çapsız, Tezcan gibi boş, Özel gibi sadece konuşan türünden adamların yönetimindeki bir sivil toplum derneği gibi bir parti oluyor. MHP baştan beri kontra bir yapılanmaydı. Kürt ve sosyalistlere karşı kurulmuştu. Artık o işleri Erdoğan kendi özel adamları aracılığı ile yaptığı için gerek kalmamış bir partidir. AKP tümüyle MHP’ye dönüştüğü için ne 2002’nin AKP’sine ne Türkeş’in MHP’sine ihtiyaç kalmadı. Erdoğan Türkeş’i de kapsamına alarak bu işleri zaten Metin Külünk isimli adam ve ekipleriyle birlikte yapmaktadır. Demek istediğim şey her şey Kürt düşmanlığı odaklı yapıldığı için ve bugün Kürt düşmanlığının laik, milliyetçi, dinci, solcu türünün hepsini Erdoğan ve AKP yaptığı için CHP ve diğer siyasi çizgiler ihtiyaç kalmamıştır. Kürtleri yok etmek tek işleri olduğu için onun da hepsinden daha iyi Erdoğan ve AKP yaptığı için diğerlerinin tümü gereksiz ve boştur. En büyük boş da CHP ve onun merkez yönetimidir.

Erdoğan ve AKP Kürt düşmanlığının derecesini yükselterek her kesi inisiyatifsiz bırakmıştır. Kürtlerin  bunu iyi görmesi gerekir. Bu ortamdan toplumu kendi zihniyetine göre biçimlendirerek ve devleti kendine yontarak kendisini sağlama almak istemektedir. Zaten böyle giderse bir bakmışsınız CHP’li kadınların hepsi çarşaflı, Doğu Perinçek’in en ön safta yer aldığı M. Kemal Camiinde hepsi birlikte Cuma namazını kılıyor. Kemalistler Erdoğan'ın onları nasıl kullandığını Kürt düşmanlıklarından ötürü anlayamazlar. Erdoğan büyük siyasi ve askeri işler yapıyormuş gibi konuşup onları kandırarak Kürt düşmanlıklarını kendisi için kullanıyor. Ve asıl amacı devleti tümüyle kendi düşünce ve zihniyetine göre ayarlayarak etrafında oluşturduğu güruhla birlikte kendi sistemini güvenceye almaktır. Bunu nasıl yaptığını da Suriye siyasetine bakarak anlamak zor değildir.

Suriye rejimine dönük son hava saldırısıyla Türkiye'nin ne kadar zor bir durumda olduğu bir kez daha görüldü. Çünkü bir kez daha görüldü ki Erdoğan'ın söylediklerinin hepsi boş ve yalandır. Madem büyük bir devletsiniz neden bu kadar zorlandınız. Tüm siyasi ve askeri adımlarını sadece ve sadece Kürtlerin  kazanımlarını engellemeye ayarlamış bir Türkiye'nin Ortadoğu'da yol almasını bir yana bırakın bu devlet yıkılmaktan da kurtulamayacaktır. Bu çok daha net görüldü. Aslında Sünni İslam iktidarı peşindeki Erdoğan'ın Esad rejiminin yıkılmasını istemediği ancak buna açıktan katılması halinde mezhepçi kodlarla ayarlanmış kontra cemaatlerin kendisini desteklemeyeceğini bildiğinden böyle oynak davrandığını söylemek mümkündür. İkincisi Rus ve İranlılarla sadece Kürtlere karşı savaşı kozuyla hareket edemeyeceğini bildiğinden Esad gitsin siyasetiyle pazarlık kozunu artırmak için böyle bir politikası varmış gibi gösterdiği de görüldü. TC'nin Suriye rejimiyle görüşerek Efrîn işgal saldırılarını sürdürdüğü biliniyor. Sadece Kürt düşmanlığı ve her şeyi içerde devleti ele geçirmeye ayarlamış Erdoğan ve AKP onunla birlikte tüm Türkiye kötü kaybedecek.

Dikkat edilirse Erdoğan ve adamları sadece Kürt düşmanlığına dayanarak yaşadığı ve ömrünü uzatmaya çalıştıkları için Kürtler ile koalisyon güçleri ilişkisinde Rus ve İran yanında, Esad rejimine karşı koalisyon ilişkisinde koalisyon yanında, Kürtlere düşmanca politikalar sürdürdüğü için Kürt siyasetinde Ruslar yanında, Rusların Esad politikasında ABD yanında. Türkiye Suriye politikasında tam yedi kocalı Hürmüz gibi. Ancak giderek kocalardan biri artık yeter demeye doğru gitmektedir. Yüz yıldır izlediği siyaset, imzaladığı anlaşmalar, belirlediği strateji az çok net iken birden Kürtler aleyhindeki her rüzgarı yelken açılacak yön kabul eden bir devlet, her an değişik bir yönden esen rüzgarların olduğu bir bölge ve mevsimde uzun yaşaması pek mümkün değildir.

İşte Erdoğan ve adamları da bunu bildikleri yoğun ve çok hızlı çalışarak çoğu kimsenin pek fark etmediği, fark edenlerin de Kürt düşmanlığında kaynaklı ses çıkarmadığı, toplumu alttan alta götürdükleri yeni bir yer vardır. Türkiye’de Sünni Müslümanların hatırı sayılır bir kesimi bir şeylere hazırlanıyor. Bu diyanetin içindeki değişiklikle daha da bir üst düzeye tırmandırılmıştır. Cemaatler yoluyla toplum silahlandırılıyor. Özel güvenlik şirketleri toplumu eğitiyor. Geçenlerde Bursa polisinin muhtarlara silah eğitimi veren görüntülerini dağıttılar.  Bu kapsamdaki gizli çalışmaları kamuflaj etmek içindir. Her türlü tekniğin girmesini yasakladıkları orta Anadolu’daki askeri kamplarda ne olduğunu, kaç kişinin ve kimlerin eğitildiğini kim biliyor. Aldığımız duyumlara göre Erdoğan orduya güvenmediği için sivil bir ordu kurma talimatı vermiştir. Bunu da 15 temmuz sonrası yapmış. Fethullahçı adı altında Kemalistleri, batıcı askerleri de bir bir tasfiye edin demiş. Yargıya çok yoğunlaşmasının nedeni buymuş. Ve gerçekten de 28 şubat davasında verdikleri karar uyguladıkları politikaları çok net gösteriyor. Ve tabii bu amaç ve politikalarını Kürt düşmanlığı bezine sararak sunduğu için kimse pek bir şey demiyor.

Erdoğan ve ekibi ki bu ekipte geçmişin radikal İslamcıları da var Türkiye’deki Cemaatlere “kuzey Suriye ve kuzey Irak Kürt bölgeleri birleştirilecek. Buradaki Kürtler PKK de dahil bir ordu kurup İran ile birlikte doğu ve güney doğu Anadolu topraklarına saldıracaklar. Bunu engellememiz için hazırlanın. Kürtler Hristiyanların ve Şiilerin desteği ile bizi vuracak, silahlanın. Bu temelde Suriyeli Müslümanları da uyarın” minvalinde motive ediyorlarmış. Bu silahlandırma konseptini SADAT gibi vakıflar ve polis ile birlikte götürdüklerini ele veren çok sayıda işaret vardır. Bu paramiliter güçlerle seçimlerde yenilse de gitmemeyi garanti altına alacak. Herkese Kürt düşmanlığını gösterecek ama kendisini devlet yapacak, rejimini tam kuracak, kendi heykellerini dikecek. Kemalistlerin doğal olarak bir kesimi ülkeyi terke edecek bir kesimi de çarşafa bürünecek sakal uzatacak. Alevi ve Kürtleriyse asimilasyon, soykırım ve katliamlarla bitirmeyi planladıklarını cemaatlerin iç eğitimlerinden aldığımız bilgilere dayanarak belirtiyoruz. Örneğin kimi Kürt cemaat ve medreselerine de bu yönlü telkinlerde bulunmuş ya buna katılın ya da sesiz kalın dediklerini de hatırlatayım.

 Genco Şengalî


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA