KİRLİ PAZARLIKLAR
17 Şubat 2019 Pazar Saat 06:32
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Kasım Engin

Soçi’de yeniden bir toplantı gerçekleştirildi. Ve toplantının gündemi yine kürtler. Yine herkes hesaplarını yaparken, önce Kürtleri pazarlamaya çalışıyor. Önce Kürtleri vurun diye söze başlanıyor. Kürtleri vurarak-katlederek Kürtleri kabul etme stratejisi herhalde bu oluyor.

Soçi’de en fazla konuşulan Suriye’nin toprak bütünlüğü. Herkes bolca Suriye’nin toprak bütünlüğünden dem vuruyor. En hararetli olarak Suriye’nin toprak birliğini ve bütünlüğünü her yaptığı konuşmasının arasına ya da arkasına sıkıştıran ise Erdoğan.

Erdoğan ismindeki kişinin Suriye’nin bugünkü hale gelmesinde en ileri düzeyde rol oynadığı halde, böyle konuşuyor. Bugün dışarıdan işgalci konumunda olan tek güç Türkiye ve Erdoğan olduğu halde, böyle konuşuyor.

Erdoğan’dır, dilinde kemik yoktur. İstediği sözü istediği zaman istediği biçiminde hiç bir ahlaki sorumluluk duymadan kullanan biridir. Öyle ki, dün bir şey söyleyen ancak bugün başka konuşabilin birisidir. Dün küfretmiştir bugün kardeşim diye sarıla bilinen birisidir.

Söylediklerimiz günlük olarak halen de sürmektedir. Bahçeli ile birbirlerine söylemedikleri söz yoktu, şimdi kankalardır. Süleyman Soysuz ismindeki kişiye ise söylemediği hakaret yoktu şimdi ise baba-oğul’durlardır.

Dahası dün en fazla Fetullah Gülen’in dizleri önünde sıraya dizilen Erdoğan, övgü dizmekten geri durmayan Erdoğan, bugün neredeyse dünyanın en düzeysiz bir biçimde Fetullah Gülen’e hakaret edendir.

Böyle bir kişi Soçi’de –hem de dünyanın karşısında-tek dertlerinin Suriye’nin birliği olduğunu –renk atmadan- dile getirebiliyor. Herkeste biliyor ki, eğer Suriye bugün bu konumdaysa, buna yol açan başlıca figürlerden bir tanesi Erdoğan ismindeki faşist kişilikten kaynaklıdır. Eğer bugün milyonlarca Suriye’li Suriye’yi terk etmişlerse, bunun nedeni ve teşvik edeni yine Erdoğan ismindeki kişidir. Ve tabi belirtelim ki, bugün Suriye’yi en fazla parçalamak isteyen, bölmek isteyen kişilik yine Erdoğan’dır.

Bunu göstermek için çok uzaklara gitmeye gerek yoktur. Bugün Suriye’de  işgalci konumda olan tek güç Türkiye’dir. Ve bunu onlarca kez bizatihi Beşar Esad ve Suriye yetkilileri dile getirmişlerdir ve halen de dile getirmektedirler. Cerablus, Bab, Afrin ve İdlib’deki işgalin kendisi budur. Kaldı ki, işgal ettikleri yerlerde ise, adım adım sömürgeci politikalarını uygulamak için hangi çabalar içerisinde olunduğunu ise günlük olarak basın yayında herkes izliyor. Günlük olarak Misaki Milli’den söz eden bir Erdoğan en fazla da Halep’e göz dikendir.

Gerçekler böyle iken, Soçi’de hem de dünyanın önüne geçerek Suriye’nin bütünlüğünden bahsetmek, tek bir kelimeyle ifade edilecek ise o da; iki yüzlülüktür. Ve bu iki yüzlülük sadece Erdoğan ismindeki kişiliğe ait değildir, kaldı ki bu kişiliğin günlük olarak onlarca yüzü vardır. Esas iki yüzlülük Rusya ve İran’ın içerisine girdikleri tutumdur.

Bugün Suriye’de Suriye’nin birliğine en ileri düzeyde katkı sunan güçlerin başında Özgürlükçü Kürtler gelmiştir. Binlerce şehidi ile Suriye’nin birliğini ve bütünlüğünü korumuşlardır. Dünyanın en azılı insanlık dışı gücü olan DAİŞ’i Suriye’nin bir çok cephesinde söküp atanlar da yine bu Kürtlerdir. QSD’si ile, YPG-YPJ’si ile yine PYD’si ile derken orada yaşayanların ortak kurdukları birliklerle DAİŞ temizlenmiştir. Suriye param parça iken, bir gün bile Suriye’nin bütünlüğünü bozacak bir söz kullanmadıkları gibi her zaman Suriye’nin birliği ve bütünlüğünden söz etmişlerdir. Ancak bu birlik ve bütünlüğün ise bir daha Suriye’nin bu hale gelmemesi için demokratik temellerde oluşacak olan Suriye’den söz etmişlerdir.

Halkların kendi kendilerini yönetmesinden daha doğal ne olabilir ki? Suç mudur özerk ve demokratik yapılar içerisinde yaşamak? Suç mudur, özgürce ve onurluca yaşamayı savunmak ve istemek? Suç mudur, kendi varlığını başkalarının varlığına feda etmemek?

Kürtler, Kürtlerle birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan renkler kendi renkleriyle Suriye’ye katılmak istiyorlar. Eskisi gibi bastırılmış, ezilmiş ve horlanmış bir şekilde dıştalanmış bir halde yaşamak istemiyorlar. Peki bu dile getirilenler suç mu oluyor?

Gerçekler böyle olduğu halde, Soçi’deki toplantıda ortaya çıkan kararın öncelikli olarak Kürtlerin katledilmesine dönük olması, belirtildiği gibi iki yüzlülüğün tam kendisidir.

Bir faşist ki, her zeminde Kürtlere ne dönük nerede bir kazanım varsa, hedeflemekte ve Kürtlerin elde ettikleri değerleri tasfiye etmek için her şeyini ortaya koymaktayken, böyle bir faşistle, ekranlarının önüne geçerek poz vermek, tarihe kara bir leke olarak geçecektir.



Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Cemal Şerik
Newroz Ruhu
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA