Direniş Bitmedi, Devam Ediyor
03 Haziran 2019 Pazartesi Saat 05:07
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

7 Kasım 2018 tarihinde TDK Eş Başkanı ve HDP Hakkari milletvekili Leyla Güven öncülüğünde başlayan, PKK ve PAJK’lı tutsaklar tarafından Ölüm Orucuna dönüştürülen Süresiz Açlık Grevi Direnişinin 26 Mayıs 2019 tarihinde sonuçlandırılmasının ardından yapılan açıklama ve değerlendirmeler yine SAGD’i tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştı. Yapılan bu açıklamalar içerisinde de direnişe öncülük eden Leyla Güven’in dile getirdiği görüşler; bitirilmiş olan SAGD’nin sonuçlarının nasıl ele alınması gerektiği yönünde gerekli ve doğru olan yaklaşımın ne olması gerektiğini çok net bir şekilde göstermişti.

Leyla Güven yaptığı açıklama da; SAGD’i sonuçlandırılmasına rağmen, Direnişin devam ettiğine dikkat çekmişti. Böylece doğru olanın da bu gerçeklik olduğu, çok net bir şekilde ifadeye kavuşturulmuştur. Artık bunun üzerine söyleyecek bir söz kalmamaktadır. Bundan sonra yapılması gereken de, bunun gereklerini yerine getirmek ve SAGD’inin kazanımları temelinde mücadelenin daha ileri boyutlara taşırılmasıdır.

AKP-MHP faşist diktatörlüğünün SAGD’i sonucunda geriletildiği doğrudur. Bunun tartışılacak fazla bir yanı da bulunmamaktadır. Ancak Önder Apo üzerinde uygulanan “mutlak tecritte” son bulmamıştır. Hala uygulanmaya devam etmektedir. AKP-MHP faşist diktatörlüğünün Adalet Bakanı Abdul Hamit Gül’ün kameralar karşısına geçerek, yaptığı açıklamaya rağmen bu gerçeklik hala geçerliliğini korumaktadır.

Sorun sadece Önder Apo’nun bir-iki defaya mahsus avukatları ya da yakın aile çevresi ile görüştürülmesi değildir. Daha önce de benzeri uygulamalar söz konusu olmuştu. Fakat, sanki o sözleri söyleyen kendileri değilmiş gibi, “kabul ediyoruz” diye dile getirdiklerini rafa kaldırarak unutturmaya çalışmaktan da geri kalınmamıştı. Ardından da daha ağırlaştırılmış bir şekilde “mutlak tecrit”  uygulanmaya devam etmişti. Şimdi de Abdul Hamit Gül’ün yapmış olduğu açıklamaların güvencesi olduğunu hiçbir kimse iddia edemez. O nedenle de, SAGD’i sonucunda elde edilen kazanımların güvenceye alındığını da söyleyemez. Böyle bir gerçeklik karşısında yapılması gerekende elde edilen bu kazanımların mutlaka korunmasıdır. Bu da bir o kadar, açık ve nettir.

Sadece bu da değildir. SAGD’i başlarken yapılan açıklamalar da çok netti. Yapılan bu açıklamalar da, SAGD’inin hedefi, Önder Apo’nun “avukat ve yakın aile çevresi ile görüşmelerin yapılması” istemi ile sınırlandırılmamıştı. Leyla Güven’de yaptığı açıklama da bu gerçekliğe dikkat çekmişti. Bunu da çok özlü bir şekilde; hala Önder Apo’nun “özgürlüğünü sağlayamadık, o nedenle de mücadeleye devam edeceğim” sözleri ile ifadeye kovuşturmuştu.

Leyla Güven, bu sözleri öylesine söylememişti. Sadece bir gerçekliği ifade etmişti. O da SAGD’i başlarken asıl hedefin ne olduğu gerçekliği idi. Görülmesi ve anlaşılması gereken de bu gerçeklikti. Ancak buna rağmen, SAGD’i sonrası, yine SAGD’i dışında kalmış olan bazı kişi ve çevreler tarafından dile getirilen görüş, tartışma ve değerlendirmelerde bu gerçekliği görmeyen, dikkatleri daha farklı noktalara çekmeye çalışan kimi yaklaşımlara tanık olunmaktadır.

Bu tür yaklaşımlar ne kadar bilinçli ve farkında olunarak yapılıyor? Bu konuda niyet okumasında bulunmakta doğru olmaz. Fakat burada bilinmesi gereken  bir gerçeklik vardır. O da, bu tür yaklaşımların bırakalım ideolojik ve ilkesel yaklaşımlarla olan ilgisini; ahlaki sınırları bile zorladığı gerçekliğidir.

Burada, Yedinci ayını doldurmak üzereyken sonuçlandırılan SAGD’ini ardından, onun neden olduğu koşullarda  bir yaklaşım ortaya konulmaktadır. Dokuz özge can yaşamını vermiştir. Binlerce SAGD’cisi belki de, ömür boyu bedenlerinde taşıyacakları hastalıklara yakalanmışlardır. Başta anneler olmak üzere, SAGD’lerinin yakınları, onların yanında olan devrimci, demokratik güç ve çevreler ağır bedeller ödemeyi göze alarak sokaklara, meydanlara çıkmışlardır. Önünde saygı ile eğilmesi gereken böyle bir gerçekliğe rağmen, hangi vicdansız çıkarda basit hesaplar içerisine girebilir. O hakkı kendinde görebilir.

SAGD’ine öncülük eden Leyla Güven son sözü söylemiştir. SAGD’i kazanmıştır. Önder Apo özgürleşene kadar da bu direniş mücadelesi devam edecektir. Hiçbir kimse de, yeniden 7 Haziran 2015 öncesi sürece geri dönülecek gibisinden kendisini basit heseplara, hayallere kaptırmamalıdır. Bedeller ödenerek elde edilen kazanımlar yine bedeller ödeme göze alınarak  daha büyük kazanımlara dönüştürülecektir.

AKP-MHP faşist diktatörlüğü de bu gerçekliğin farkındadır. Kendine göz kırpan partner bulma arayışı içerisine girecektir. Bu konuda istekli olmaya çalışanları bulmaya çalışacaktır. Sadece bununla da sınırlı kalmayacağı son Hakurke işgal saldırılarında açığa çıkmıştır. Bu tür girişimlerle SAGD’inin başarıyla sonuçlanmasının ardından, direnişin açığa çıkardığı kazanımların, toplumda neden olduğu coşku ve heyecanın daha ileri boyutlara taşınmasının önüne geçmek isteyecektir. Böylece önce 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinden, ardından da 26 Mayıs 2019 günü sonuçlanan SAGD’inden yediği darbelerin acısını dindirmeye çalışmakta ve kendisine yeni çıkış yolları aramaktadır. Bununla da yetinmeyerek, kendilerinden uzaklaşanları tekrar arkasına alarak, 23 Haziran 2019 günü tekrarlanacak olan İstanbul Yerel Seçimleri kazanmak istemektedir.

AKP-MHP faşist diktatörlüğünün bu amacı çok açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır. Önemli olan da bu gerçekliğin görülmesidir. AKP-MHP faşist diktatörlüğüne karşı, daha geniş toplumsal güçlerle birlikte, Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesinin yükseltilmesidir. Bunun tek yolunun da ancak Önder Apo’nun özgürlüğü ile sağlanabileceği gerçeğinden hareketle; yine Önder Apo’nun Özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak olan direniş mücadelesini bulunulan/yaşanılan her yerde oranın özgül koşullarından hareketle farklı araç, yol ve yöntemler kullanılarak yükseltilmesidir. 

Cemal ŞERİK

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA