Hewler Ve Bir Ütopyanın Ölümü - 2
Dizi Yazı / 24 Ocak 2018 Çarşamba Saat 09:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgürlük; yaşanandan çok düşlenen, hayat bulandan daha fazla arayışı sürdürülen, bir sonsuz arayışın iradesi ısrarı ve inadıdır

Bazen bireyi peşinde sürüklemiş, kimi zaman ise dev bir kütle gibi bir toplumu harekete geçirmiştir. Eskimiş, kötürüm hale gelmiş yasak-baskıları bir silindir gibi ezerek yeni bir yaşama kapı aralamıştır. Kentte, köyde, dağda, ovada, okulda-fabrikada ve en fazlada zindanlarda insanın yüreğini ısıtan, kişiyi hayata bağlayan ve hayatı anlamlandıran değerlerin sembol kavramı olmuştur.  Özgürlük, bir kez düşleyenin bir daha vazgeçemediği, uğruna hayatını, geleceğini ortaya koyduğu, onsuz yaşamayı anlamsız saydığı tutkulu bir sevdadır. Bu nedenle bu kavram ve tanımladığı değerler her dönem halkların bilincine-yüreğine kazınırlar. Halkları peşlerinde sürükler, direnmeye, savaşmaya mecbur hale getirir. Halklar daha özgür, mutlu ve saygın yaşamak için mücadele eder, gerektiğinde savaşırlar. Yaşamlarına, özgürlüklerine ve saygınlıklarına yönelen saldırılara karşı direnmeyi seçerler. Halkların gelişim ve yaşam tarihinin diyalektiği böyle işlemektedir. Kürt halkının özgürlük arayışı, ısrarı ve kavgası ise yüz yıllardır kesintisiz bir biçimde sürmektedir. Adeta budandıkça gürleşip-büyüyen bir ağaç misali kıyımdan geçirildikçe büyüyen, bastırılmaya çalışıldıkça yayılan ve süreklileşen bir seyir izlemektedir. Ülkenin dört parçaya bölünmesi, bunun Ulusalarası-bölgesel antlaşmalarla korunmaya alınması ve bölünmenin uzun bir sürece yayılması hem toplumsal yapıya yansımış, hemde gelişen mücadeleyi etkilemiştir. Parçaların farklılaşan toplumsal yapısı mücadele ve şekillenen örgütsel yapıları da etkilemiştir. Bu nedenle her parçanın özgünlüğünü yansıtan örgütler ve mücadele biçimleri ön plana çıkmıştır. Bir birinden ayrı tarzda yürütülen mücadelede özelikle 1970’lerin başında boy veren sosyalist-devrimci hareketlerin yarattığı gelişmeler, ilerleyen zaman diliminde Ülkenin her parçasında değişik biçimlerde somut kazanımlara dönüşmüştür. Kürt halkının Başur parçasındaki mücadelesi, Irak’ın kendi iç sorunları ve bunların uluslararası denklemdeki gelişmelerle birleşmesi sonucu bu parçada sömürge sistemini yıkmıştır. Bir asır süren mücadele konjektörel gelişmelerinde katkısı ile Başur’da sömürgeci sistemi işlevsizleştirmiştir.  Kürdistan halkı bu parçada sömürgeciliğe dayalı otoriteye son vermiştir. İnsani, siyasal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda gelişimin önündeki engelleri ortadan kaldırmıştır. Sömürgeciliğe son verme ulus devlet tarzı bir oluşuma dönüşmemiş, fakat ulusal, sosyal, kültürel ve insani gelişim önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmıştır. Asgari bir çaba ve uğraş ile bu alanlarda güçlü atılım yapma zeminini yaratmıştır. Fakat 1990’lı yılarda oluşan bu olumlu zemin iyi değerlendirilmemiş, hata devasa kazanımlara rağmen süreç zamanla Kerkük’teki yıkım örneğinde olduğu gibi dramatik sonuçlara zemin oluşturmuştur. Elde edilen kazanımlar geçen çeyrek asırlık zaman diliminde doğru değerlendirilememiş, özgürlükçü bir özyönetim ve öz iradeye dayalı bir model oluşturamamıştır. Demokratik değerlerin başat olduğu bir yaşam ve toplumsal ilişki düzeyini açığa çıkaramamıştır. Yıkılan sömürgeciliğin yerine otorite haline gelenler, özgürlük, eşitlik ve demokrasiyi esas alan yeni bir sistem oluşturma iddiası taşımadıklarında, bu yönlü bir arayış, çaba ve gelişme ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle umut veren bir model ve yaşam filizlenmemiştir. Bunun sonucu bu parçada sömürgeciliğin yıkılması hem kendi bünyesinde, hemde diğer parçalarda, kayda değer bir değişim ve gelişime yol açmamıştır. Hatta Başur’daki gelişmenin Bakur’a yansıması uluslararası ve bölgesel güçlerle birlikte buradaki devrimi engelleyici, zayıflatıcı ve süreklileşen tarzda saptırıcı rol oynama biçiminde olmuştur. Kürdistan devriminin en kritik dönüm noktalarından biri Türk devletinin NATO desteği ile Ekim 1992’de yüz binlerce askerin katılımıyla gerillaya karşı aylarca süren operasyonlarıdır. Bu operasyonlar devrimi ezmeyi ve kesin sonuç almayı amaçlamıştır. Bu amacına ulaşmamış olsa da devrimin zafer yürüyüşünü önemli oranda engellemeyi başarmış ve savaşın günümüze kadar uzamasına neden olmuştur. Güneyde çözülen sömürgecilik yerine iktidara gelen Kürdistanlı güçler bu operasyonların en kritik aşamalarında yer almış ve sömürgecilere millislik yapmışlardır. Bu anlamda Güney’deki oluşumun diğer parçalara yansıması pozitif değil, negatif, güçlendiren değil, güç kaybettiren, engelleyici rol oynayan tarzda olmuştur.

Başur Kürdistan’da uzun mücadele süreci beli kazanımlar biçiminde somutlaşmıştır. Sömürgeciliğin aşılarak, Ulusal, demokratik bir gelişim için zemin yaratmıştır. Öz iradesini oluşturma imkanını sunmuştur. Fakat yarı bağımsız statüsü burada örgütlü olan güçlerce öz irade oluşturma, yeni bir yaşam ve toplumsal ilişki örme yerine çakma bir burjuvazi ve yönetici tabaka yaratma, yıkılan sistemi taklit eden kurumlaşmalara gitme tarzında kullanılmıştır. Eski sistem köklü olarak yıkılmamış, Baasçılardan devir alınarak yeni elit ve yeni aktörler tarafından karikatür tarzda sürdürülmüştür. Bu durum özgürlükçü yeni bir yaşam ve ilişki tarzına dayanan gelişmeyi önlemiştir. Ayrıca ailesel çıkarları önceleyen ve geleneksel yapılar olan aşiret-tarikatlara dayanan uygulamalar sonucu gerçek anlamda kurumları-kuraları olan bir burjuva devlete de dönüşmemiştir. Bu anlamda ideolojik felsefik olarak milliyetçilik savunulup, burjuvazinin egemenliğinde bir devlet öngörülürken, pratikte birkaç aşiretin koalisyonu olan parti devleti inşa edilmiştir. Aşiret ve tarikatların oluşturduğu geleneksel toplum ilişkilerine oturan partilerin Başur’u parsellemesinin ötesine geçilememiştir.  Bu tarzda bir devletleşmeye adım atılmıştır. Fakat devlet adına ortaya çıkan ucube yapı ancak kaynakları kemirme ve ortaya çıkan değerleri paylaşımı aracı olarak kullanmıştır. Bu nedenle yıkılan sömürgeciliğin karikatürü olma düzeyi aşılmamıştır. Sömürgeci sistem yıkıldıktan sonra düşünce, ifade ve örgütlenme alanında her herhangi bir değişim ve gelişim yaşanmamıştır. Başur iki parti arasında bölüşülmüş ve her parti egemen olduğu yerlerde kendisi dışındaki hiçbir oluşuma yaşam hakkı tanımamıştır. Böylece yıkılan sistemin kurucu partisi olan Baas’ın gerini Kürt partileri almış ve bu partilerin çıkarları, düşünce-ifade özgürlüğünün sınırlarını oluşturmuştur. Kürtler için yüz yıllarca bir ütopya olan özgürleşme ve bağımsız yaşamın sembolü olarak büyük bir heyecanla oluşturulan Parlamento zamanla işlevsiz, anlamsız ve sadece birkaç vekilin maaş aldığı içeriksiz bir yapıya dönüşmüştür. Süreç içinde burada toplumun değişik kesimlerinin bulunması sembolik hale, parlamentonun kendisi ise formaliteye dönüşmüştür

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


Parveke

TAGS(ETIKETLER): Hewler  Ve  Bir  Utopyanin  Olumu  -  2    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.