Hewler Ve Utopyanın Ölümü/3
Dizi Yazı / 08 Şubat 2018 Perşembe Saat 04:29
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ulusalarası güçlerin Irak’a müdahalesiyle burada ulus devlet çatırdadı

Bunun sonucu iktidar boşluğu oluştu. Arap nüfusunun ağırlıkta olduğu bölgelerde bu boşluk hızla İran etkisindeki Şia gruplar tarafında dolduruldu. Bu durum Sünni Arapların dışlamasını ve mezhepsel temeli çatışmaları tetikledi. Böylece Başur Kürdistan uzun süre kendisi ile baş-başa kaldı. Öz iradesini açığa çıkarma ve buna denk bir örgütlemeye gitme şansı elde etti. Aynı zamanda buna yöneldiği oranda ırak genelinden demokratikleşme, özgürlükçü bir yaşam inşa etmede öncü bir rol üslenme imkânı yakaladı. Fakat oluşan boşlukta iktidarlaşan Başur’lu partiler böyle bir misyon üstlenecek durumda değillerdi. İktidarlaşan iki partide milliyetçiliğin en çarpık parametrelerini esas alarak ideolojik, politik anlamda karikatür bir ulusal kurtuluşçuluğu esas alarak şekillenmiş ve kimlik bulmuşlardı. Bu konumları ile hızla değişen siyasal ve toplumsal yapıda öncülük yapmaları bir yana kısa sürede değişimin önündeki temel engel haline geldiler. Böyle olunca toplum değişip-gelişirken iktidar güçleri olduğu gibi kalmaya çalıştılar. Oysa doğada her şey değişim halindedir. Burada da bu diyalektik işledi. Toplumdaki sosyal-siyasal ve kültürel değişim ile var olan statükoyu korumaya çalışan iktidar güçleri arasında kopuş hızlandı. Böylece ters orantılı bir durum açığa çıktı. Bu gelişim sonucu burada kurulan ucube sistem gittikçe sürdürülemez hale geldi, Başur geneli derin bir bunalıma sürüklendi.  Oluşturulan kurumlar işlemez hale geldiler. Rüşvet-yolsuzluk daha da yaygınlaştı. Bu durum ekonomik, sosyal krizleri  derinleştirdi, güvenlik alanındaki sorunlar ise bunu takip eti. Tüm bu sorunlara çözüm bulması gereken parlamento ise başkanı görevden alınarak, kapısına kilit vurulmuş hale geldi. Böylece iktidar güçlerinin göreceli meşruiyeti kalmadı.

Felsefeciler bir suda iki kez yıkanmaz derler. Fakat Başur zemininde aynı suda 4-5 kez yıkanmak isteniyor. 1960’lar,1974’ler,1988’ler,2014’lerden sonra bir trajedide 2017’de yaşandı. Bu yönüyle Kerkük’te yaşananlar bağıra-bağıra geliyorum diyordu. Buna karşılık bir tedbir geliştirilmedi. İki yüz binden fazla olan Peşmerge bile yeniden örgütlendirilemedi. Bundan dolayı ellerindeki silahları sopa olarak bile kullanmadılar. Böyle yapsalardı Kerkük ve kaybettikleri diğer yerleri birkaç gün savunabilinirdi. Ama ruh, ideal olmayınca ve kitlelerdeki dayanılmaz yoksulluk ile Barzani ailesinin petrol geliri ile yaşadığı şatafatın yaratığı çelişki 1974 ve 1988 trajedisini bir kez daha tekrarladı. Direnmesi ve savaşması gerekenlerin kaçışı, kitlelerdeki direnme ruhunu kırdı. Geriye bir kez daha binlerin göç yolarına düşmesi ve sefaletin yaşam biçimi haline gelmesi kaldı. Milliyetçiliğin normal koşullarda kendini Kürdistan’ın tek gerçek sahibi görmesi, hakiki yurtsever olduğunu ilan etmesi, ama zoru görünce vatanı da-vatandaşı da yüz üstü bırakarak kaçması tüm Kürtlerin zihnine kazındı. Başur’da zenginlik geliştikçe ulusal ve insani değerler küçülmeye başlamıştı. Yönetenler açısında bölge Dubaileşirken, yönetilenler için Somali haline gelmişti. Bu nedenle para miktarı artıkça toplumdaki dayanışma duyguları, paylaşım ve ortak ruh erimişti. Yönetici elitin içerisinde yüzdükleri rüşvet deryası, bulaştıkları rezaleti düzeyi büyüdükçe onların kitlelere yabancılaşması uçuruma dönüşmüştü. Bundan dolayı kitlerin onlara karşı ‘kurtarıcıdan kurtulma’ arayışı hızlanmıştı. Başta öğretmenler olmak üzere her kesimde insanlar tepkilerini eylemlere dönüştürmüştü.  Saddam döneminde zülüm ve yasaklar vardı, ama en azında yolsuzluk ve açlık bu düzeyde değildi söylemleri yaygınlaşmıştı. İnsanlar tek-tek, grup-grup seslerini yükseltiler, sokaklara çıktılar. KDP jitemvari yöntemlerle itiraz edeni-konuşanı öldürmeyi tercih eti. Gazetecileri, din alimlerini, siyasetçileri kaçırdı, yada sokak artasında öldürdü. YNK oportünizmi-kokuşmuşluğu, yalan ve hileyi siyaseti olarak benimsedi. Geriye kalanlar ise kitlelerin özgürlük, demokrasi ve daha adil bir yaşam arayışlarına cevap olup, çürümüş sistemi yerle bir edeceklerine, seyretmekle yetindiler. Devrimcilerin görevi devrim yapmaktır ilkesi ile hareket edileceğine YNK yâda KDP hassasiyetleri gözetildi. Böyle olunca halk yenilmez bir ordu haline getirilemedi.

Referandum bu zemin üzerinde, bu açmazı aşma ve tipik bir Ortadoğu hanedanlığını Kürdistan’ da inşa etme temelinde gündeme getirildi. Referandum hamlesi parıltısını yitiren, her türden meşruiyetten yoksun hale gelen, etrafına topladığı kitleden bile heyecan uyandıramayan ve gittikçe aşılmaya doğru yol alan eğreti sistemi restore etme ve mümkünse bir hanedanlık biçiminde kalıcılaştırma hamlesiydi. Referandum esas olarak bu amaçla gündemleştirildi. Fakat topluma yüz yıllık ütopyanın gerçekliğe dönüştürülmesi biçiminde sunuldu. Bağımsızlığın güvenceye alınması, özgürlüğün ve demokrasinin yaşam biçimi haline getirilmesi olarak gösterildi. Propagandası yapılan biçimiyle referandumun amacı-hedefi ve çalışması böylesine bir zemine oturtuldu. Her geçen gün dozajı artırılarak köpürtülen milliyetçiliğe ve aklı-vicdanı esir alan hamasete dayalı bir Propaganda ile adeta referandumun sonucu sihirli bir değnek haline getirildi. Burada başarı ile çıkılması tüm sorunların çözümü olarak gösterildi. Süreç içinde toplumsal ilişki ve çelişkiler bu temelde yeniden dizayn edildi. Halk referandum yanlısı ve karşıtı biçiminde bir ayrışmaya tabi tutuldu. Yapılanların yanlış olduğunu söylemeye çalışanlar susturuldu, dış güçlerle işbirliği yaptıkları ileri sürüldü, hain ilan edildiler. Cılız biçimde de olsa itiraz eden Milletvekilleri bile linçe tabi tutuldu, mal varlıklarına el konuldu. Her yönüyle konjektörel düşünme, aşrı düzeyde ulusalarası güç denklemlerine güvenme ve ayrıca Kürtlerin Şengal ile Kobane ’de işite karşı kazandığı zafer referandumla hanedanlığı inşa etme temelinde kullanılmak istendi. Tüm bunlar yapılırken öz güç ve öz savunma gündeme bile alınmadı. Bu ortamda yapılan referandum kazanıldı, ama bu kazanımı ileriye taşıyacak siyasetten ve koruyacak bir öz savunmadan yoksunluk sonraki felekti hazırladı. Kerkük ve diğer kentlerdeki dramatik sonuçlar bu zemin üzerinde yükseldi. Bu nedenle Kerkük felaketi sadece muhabere alanında bir savaşın kaybı ile sınırlı değildir. Ordular zafer kazandıkları gibi yenilgide alırlar. Ağır yenilgilere rağmen yeniden toparlanmış, kendini hazırlayarak zafer kazanmış ordular vardır. Ama savaşa girmeden kazanma inancını yitirmiş, savaşma azmini kaybetmiş ve bu nedenle hiç savaşmadan kaybetmiş, yenilip-dağılmış bir ordunun yeniden ayağa kalktığına insanlık tanıklık etmemiştir. Bundan dolayı Kerkük yenilgisi sadece bir savaşın yitimi değil, aynı zamanda içten içe yaşanan bir çürüme, dağılma ve yozlaşmanın açığa çıkması, görünür hale gelmesi ve Hewler ismi ile özdeşleşen bir çakma burjuva devlet ile hanedanlık arası yapı kurma hayali-ütopyasının ölümüdür. Bu anlamda yıllardır içten-içe yaşanlar Kerkük’te açığa çıkıp görünür hale gelmiştir. Sonrasında ise her şey çok hızlı biçimde değişmeye başlamıştır. Her şeyden önce referandum sonrası Hewler her yere sinen bir yenilginin tüm izlerini taşımaktadır. Bir yenilmişlik, bir daha dirilmeyecek umut yitimi ve her şeye solmuşluk sinmiştir. Renkler, hayat ve umutlar solmuştur. Bir-iki ay önce bin-bir burjuva züppelikleriyle sağa sola hava atanlar, caka satanlar şimdi ortalıkta görünmüyorlar. Yenilmişlik-bozguna uğramışlık hayatı esir almıştır. Referandumdan bu yana Kürtler denetimdeki toprakların yarısına kadarını kaybetmişler. Irak ordusu Kelek hattında Hewler’e 50 km yaklaşmıştır. Kerkük cephesi bir o kadar mesafeye düşmüştür. Aşağıda, yani Maxmur hattında ise Haşdi Şabi Hewler’e 40 km yaklaşmıştır. Yani Hewler üç tarafta kuşatılmıştır. Bu nedenle Hewler ve çevresinde yaşayanlar hem umutsuz, hem de fazlasıyla tedirgindirler. Zenginler çoktan yurt dışına kaçmışlar. Yoksullar ise her zamanki gibi sadece Allaha sığınıyorlar. Bu ortamda KDP sadece iki yerde çatışmıştır. Birincisi Kuştepe denilen Kerkük kasabasında kısmen çatışmıştır. Buranın aşılması Hewler ’in düşmesi ile sonuçlanabilirdi. Bu nedenle burada mevzilerini bırakıp kaçmamışlar. Çatıştıkları bir diğer yerse Maxmur-Dibega hattıdır. Burasıda Hewler’e 40 km mesafededir. Dibega’da 40-45 petrol kuyusu vardır. Bu nedenle Barzani ailesi burayı kaybetmemek için çatışmıştır. Yani halk, hakikat demeden arkalarına bakmaksızın, kendilerine umut bağlayanların yüreğine başa-başa kaçanlar, söz konusu petrol olunca savaşabilmişler. Şimdi Hewler ’in 40 km altında savunma hattı oluşturulmuştur. Bu hattın Hewler-Musul-Maxmur yolunun sağ tarafı peşmergelerce tutuluyor. Yolun sol tarafından Kerkük’e kadar uzanan hattı ise Kürdistan gerillası korumaktadır. Buradaki asfalt güvenlik gerekçesi ile peşmergeler tarafında kapatılmıştır. Gerillalar Maxmur’un diğer ucundaki mevzilerini bırakmadıkları için doğalığında Haşdi Şabi güçlerini arkadan kuşatmış konumundadırlar. Burası dışında birçok yerde daha cephelerin iç-içeliği vardır.  Gelinen aşamada birkaç ay önceki Hewlerin abartılı şatafattın da eser kalmamıştır. Daha önce kentteki elektrik sıkıntısına rağmen her yerde Işıl-ışıl yanan vitrinler, şimdi boşalmaya yüz tutmuşlar. Şehrin en olmadık yerlerine asılan bayraklar sökülmüş, sağa sola atılmış ve tek-tük kalmışlar. Caddeler-sokaklardaki dinanimizmde eser kalmamıştır. Her yer boşalmış ve her şeye derin bir hüzün sinmiştir. Böylece referandum Hewler için bir milada dönüşmüştür. Kent o günden bu yana çok hızlı değişmiştir. Mantar gibi biten gökdelenler, sağda-solda yükselen plazalar, geniş yollar, kavşaklar varlığını sürdürseler de yaşama ve özgürlüklere dair tüm güzellikler solmuştur. Böyle olunca buradaki güzelliklerin ve umudun üzerine çöl tozları, çamur ve umutsuzluk yağmıştır. Her şey cansız, içeriksiz, renksiz ve gelecekten yoksun hale gelmiştir. Orada-burada dalgalanan ulusal-dinsel semboller görülse de hepsi solmuş, yıpranmış ve anlam yitimine uğramışlar. Bu nedenle Başur’da var olanın yamanması, yeni versiyonlarla denenmesi ile gidilecek bir yol kalmamıştır. Var olan sistemi bir kez daha restore etme imkânı yoktur. Milliyetçiliğe, ulus devletçiliğe dayalı bir çözümünde şansı yoktur. Geriye her yeri sarsacak, eskimiş, çürümüş her şeyi yerle bir edip, yeni bir yaşam, dünya yaratacak köklü bir devrim yaratmak kalıyor.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Hewler  Ve  Utopyanin  Olumu3  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.