TC devleti Suriye’de Dümeni Kırmaya Başladı
Araştırmalar / 08 Şubat 2020 Cumartesi Saat 06:37
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TC’nin İdlib’deki “askeri varlığı ile desteklediği çete grupları, yeni bir mülteci göç dalgası ve Cenevre’de “masada” elini güçlendirme politikası, son çatışmayla yeni bir boyut kazandı.

Ocak ayından bu yana Suriye ordusu Rusya’nın hava desteğiyle İdlib’te operasyonlara devam ediyordu. TC ve Rusya arasında bir süredir biriken gerilim 28 Ocak’ta Suriye ordusunun İdlib’in Maatar El Numan kasabasına girmesi, ardından M4 ve M5 otobanların alınması için operasyonlarına devam etmesi ve son olarak da TC ordusuna ait bir konvoyun geçisi sırasında Suriye ordusunun yaptığı saldırı sonucunda 3’ü MİTîn üst düzeyinden 5’i de uzman çavuş  olmak üzere 8 kişinin öldürülmesiyle patlak vermeye başladı. 1 Şubat’tan bu yana İdlib çevresinde yaşanan gerginlik, TC ve Suriye ordusu arasında son dönemde yaşanan en ciddi sıcak çatışmaya neden oldu. Suriye, İran’ın da yer aldığı bu operasyonda kararlı olduğu görülüyor. İdlib’in bütünüyle kontrole alınması hedefinde ilerliyor.

Kürtleri yurtlarından süpürme ve Suriye’de olası bir çözümde statü elde etmemeleri için her türlü tavizi veren işgalci TC devleti, İdlib’te desteklediği çetelere “kalkan” olmakta zorlanıyor. Suriye ve Rusya için İdlib’de kontrolü sağlamak ne kadar hayati ise Türkiye için İdlib’in kaybedilmesi, Suriye iç savaşının “tek kaybedeni” anlamına gelecektir. 4 Şubat, Rusya’nın Suriye eliyle işgalci TC’ye verdiği çok açık bir mesajdır. Rusya, sonrasındaki temasların da gösterdiği gibi, TC’yi tamamen karşısına almadan, onunla ilişkilerini toptan koparmadan TC’ye bu ilişkideki yerini ve sınırlarını hatırlatmıştır. Buna paralel olarak bir anda Kremlin yönetimine yakın basında TC’nin gerek Suriye’deki cihatçı çetelerle olan ilişkisi, gerekse de Suriye’den Libya’ya gönderilen cihatçı çeteler ile ilgili çıkan haberler ile Türkiye’ye yaptıklarının farkındayız mesajı verilmektedir.

 

TC Ordusuna Ait Gözlem Noktaları Suriye Denetiminde

Rejim güçleri ilerlerken, Rusya ile TC ilişkileri inişli çıkışlı bir hale bürünmeye başladı. İdlib kent merkezine kimi yerlerde 8 kilometreye kadar yaklaşan rejim güçleri, TC’nin bölgede bulundurduğu 12 askeri gözlem noktalarından ikisinin olduğu bölgeyi daha denetim altına alarak, M5 Karayolu üzerindeki Seraqib’e girdi. HTŞ ile diğer irili ufaklı selefi çete gruplar İdlib kent merkezine sığınırken, siviller Türkiye sınırına yığıldı. Rusya’ya saldırıları durdurma çağrısı yapan işgalci TC devleti bir yandan da sınıra yığılan siviller üzerinden BM’ye yüklenmeye başladı.

Suriye rejimin birincil hedefi Eylül 2018'de Türkiye ile Rusya'nın uzlaştığı İdlib mutabakatında yer alan M4 ve M5 karayollarını "kendi kontrolünde" trafiğe açmak ve başkent Şam'ı Lazkiye ve Halep'e bağlayan ana ulaşım hattını ele geçirmek oldu. Bu hedef çerçevesinde Suriye ordusunun girdiği Seraqib kenti, M4 ve M5 yolunun birleştiği en stratejik noktayı oluşturuyor. Türkiye’nin bu harekata hızlı tepki vermesi ve askeri takviyeler gerçekleştirmesi ve Rusya’nın bilgisi olmadan Seraqib’ın kuzeyinde ve güneyinde gözlem noktaları kurmaya başlaması sonucu gerilim yükselse de TC’nin tehditleri Suriye ordusunu durdurmadı.

 

TC Rusya’dan Umduğunu Bulamadı: Yeni Dengeler Oluşacak

Rusya’nın TC’ye verdiği gözdağı ile Suriye rejimi 90 üzerinde noktada kontrolü sağladı. TC-Suriye ordularının bu kaçınılmaz karşılaşması karşısında en ilginç gelişme ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo’nun yaptığı açıklama: “NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız’’. Pompeo devamla, “Türkiye’nin meşru müdafaa kapsamındaki haklı adımlarını destekliyoruz” mesajı ile Türk Devletini yeniden kazanmak için harekete geçtiğini söylemek yerinde olacaktır. TC’nin Rusya ile bir “kopuş” sürecine girmesi ve İdlip’te Rusyadan umduğunu bulamaması kuşkusuz en çok ABD’yi sevindirdi.  Bu çatışmayı Türkiye-ABD ilişkilerini yeniden düzeltme “fırsatı” olarak değerlendirmek üzere ABD harekete geçti.

Uzun bir süredir Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullandığı Halkbank davası çok büyük tesadüf eseri tam da İdlib’de yaşanan olay sonrasında dondurularak Türkiye’ye göz kırpıldı; diğer yandan ise bizzat ABD Başkanı Trump ağızından Türkiye Suriye’de Rusya’ya karşı adım atmaya teşvik edildi. Yine tam bu süreçte Trump İran ile savaşın düşünülenden de yakın olduğunu söyledi.

Özüne bakıldığında  ABD, Türkiye’yi stratejik bir ortaktan ziyade bugün için Rusya’nın ve bir sonraki adımda İran’ın bölgedeki gücünü sınırlandırmak için kullanılacak bir güç olarak görmektedir. Onu destekler gibi görünerek, Halkbank gibi ikincil bir konuda ona ufak bir jest yaparak Türkiye’yi Suriye’de Rusya’ya ve İran’a karşı cepheye sürmekte.

TC’nin NATO’ya yönünü çevirmesi halinde Suriye sahasında yeni dengeler oluşacak. Nitekim Rusya-Türkiye gerginliği sadece İdlib’de değil, Kuzey ve Doğu Suriye’nin tümünde hissedilecek. Bunun yanı sıra Libya’ya varana kadar bazı politik değişimler yaşanacaktır. Ayrıca işgal altında olan Cerablus’tan Efrîn’e kadar farklı gelişme ve operasyonlar yaşanabilir. Suriye savaşında yeni bir perde aralanırken, bölgede yaşananlar her an devler savaşına sahne olabilir.


Militan RÊHAT

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.