30 Aralık 2017 Cumartesi Saat 15:40 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Halka Kurşun Sıkmak!

18 Aralık’ta başlayan ve Başurê Kurdistan’ın tüm alanlarına yayılan serhildan giderek güçlenmekte, somut taleplerle gelişmektedir

Başur halkımızın talepleri tüm Kürt halkı ve Kürdistan halklarının talebidir.

Uzun bir süredir dillendirilen bu taleplere kulaklarını kapatan Başur hükümeti ve iktidar güçleri çığ gibi büyüyen bu talepleri silah zoruyla, terörle, tutuklamalarla bastırmaya, kirli oyunlarla boşa çıkarmaya çalışmaktadır.

Serhildanlar sürecinde halkın iş, aş, demokrasi ve adalet taleplerine karşı silah kullanan iktidar güçleri çok sayıda Kürdistan yurtseverini şehit etmiş, yüzlercesini de yaralamıştır.

Bu şehit ve yaralılar içinde işçi, memur, köylü, genç, kadın, çocuk gibi toplumun tüm yaş ve kesimlerinden yurtsever insanlar bulunuyor.

Bu durum asla basite alınamaz, sıradanlaştırılamaz, oldu-bittiye getirilerek üzeri örtülemez.

Kuşkusuz Başur’da iktidarda olan KDP ve YNK’nin halka karşı baskı ve terör uygulamaları yeni değildir. Silahı da ilk defa kullanmıyorlar.

Özellikle KDP ve Barzani ailesi tüm muhaliflerini korkutarak, sindirerek susturmayı, olamıyorsa da fiziki olarak ortadan kaldırmayı, katletmeyi bir yöntem olarak çok kullanmıştır, kullanmaktadır.

Aynı şey YNK için de geçerlidir. YNK de kendine muhalif olan veya çıkarlarına uygun olmayan her örgüt, grup ve kişiye karşı komplocu bir yaklaşımla etkisiz kılmayı bir yöntem olarak geliştirmektedir. Bunu kendi içinde yaptığı gibi kendi dışındakilere karşı da yapmaktadır.

Somut durumun analizi ve tespiti yapıldığında Başurê Kurdistan’ın ve tüm Kürdistan halkının tarihi bir dönemeçten geçtiği açıktır.

Dünyanın her yerinde tarih boyunca halkına karşı terör uygulayan, silah kullanan bir yönetimin meşru olmadığı, olamayacağı ve bu yöntemlerle ayakta kalamayacağı somut örneklerle sabittir.

Başur hükümeti ve iktidar güçleri, temsilcisi olduğunu iddia ettikleri ve meşruiyetlerini dayandırdıkları Başurê Kurdistan halkına, işçisine, memuruna, çiftçisine, kadınına, gencine, çocuğuna karşı silah kullanmış, kurşun sıkmış, kanlarına girmiştir.

Bu güçler bir kez daha ellerini masum Kürt insanının kanına bulamış, Dehak misali aldığı canlarla, kanlarla ömrünü uzatmak istemiştir.

Bu silahları, mermileri, zırhlı araçları kimden ve ne için almışlardır?

Başur hükümeti ve içinde yer alan KDP-YNK gibi iktidar güçleri birçok ülkeden yardım adı altında aldıkları veya halkın parasıyla satın aldıkları silahları, mermileri ve zırhlı araçları bu halka karşı neden kullanmıştır?

Başurê Kurdistan’ı işgal edenlere karşı tek bir mermi bile sıkmayan bu güçler, ellerinde bulunan tüm askeri techizat ve silahları bu halka karşı kullanmakta, bir tehdit aracı olarak şehirlere yığmaktadır.

Soykırımcı sömürgeci faşist Türk devleti Başur’un birçok yerini işgal ederken, her gün Başur topraklarını bombalarken, masum insanları, bebekleri öldürürken tek bir ses bile çıkarmayan bu güçlerin, ülkesine, geleceğine, demokratik ve özgür yaşamına sahip çıkan Kürt insanına karşı bu kadar acımasızca yönelmesinin nedeni nedir?

16 Ekim ihaneti ile Başur topraklarının yüzde 52’sinden fazlasını Haşdi Şaibi ve Irak’a teslim eden KDP ve YNK ihanetçi çizgisi, halkın demokratik taleplerinden neden bu kadar korkmaktadır?

Her geçen gün biraz daha Başur topraklarını parselleyen, sınır hatlarının tümünü denetimine alan, kapıları bir tehdit unsuru olarak sürekli kullanan ve halkımızı açlıkla terbiye etme politikası izleyen, sınır boylarında masum insanlarımızı öldüren İran’a karşı KDP ve YNK neden tek bir itirazda dahi bulunmamaktadır?

Bu durumu ne bölgenin asayişiyle, ne halkın güvenliğiyle, ne barışçıl siyasetle, ne çıkarların korunmasıyla izah etmek mümkün değildir.

Hatta bu ihanetçi güçlerin kendi ailevi ve kişisel çıkarlarını koruması ile de izah edilemez? Çünkü eğer öyle olsaydı, kaçak petrol satışlarından elde ettikleri ve Türk bankalarına yatırdıkkları kişisel servetlerine sömürgeci soykırımcı faşist Türk devleti ve Erdoğan iktidarı tarafından el konulunca benzer bir refleks göstermeleri gerekmez miydi?

O zaman bu ihanetçi güçlerin yaptıkları tek bir şeyle izah edilebilir; bu güçler Kürdistan’ı işgal eden sömürgeci soykırımcı güçlerin Kürdistan’daki acentaları, bekçileri, cahşları olduğu için sömürgeci soykırımcıları rahatsız eden halkın bu taleplerine karşı bu kadar vahşice saldırıyorlar!

Çünkü hiç bir Kürdistani güç, parti, örgüt veya hükümet-iktidar Kürt halkının eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi taleplerinden rahatsız olmaz, olamaz. Aksine bu talepleri kendi talepleri olarak görür, sahiplenir ve koruyup geliştirmek için mücadele eder.

Önder APO Demokratik Uygarlık Manifestosu olarak adlandırılan savunmalarında öz yönetim ve yabancı yönetim olarak yönetimi ikiye ayırır. Bir yönetimin yabancı yönetim olması için illa da farklı bir ulustan veya etnik, mezhebi vs. kimlikten gelmesi gerekmiyor. Dolayısıyla halkın çıkarlarına, demokratik ve özgür yaşamına hizmet etmeyen, halkın eleştiri, öneri ve taleplerini esas almayan, demokratik olmayan, iktidarı, ulus devleti esas alan tüm yönetimler yabancı yönetimdir. Bu da bu yönetim altında olan halkların, ülkelerin işgal altında olduğunu gösterir ki buna karşı mücadele ve isyan meşrudur, haklıdır, hatta bir zorunluluktur.

Bu çerçevede Başurê Kürdistan’da ortaya çıkan ve içeriden, dışarıdan dayatılan işgale karşı Başur halkımızın direnişini desteklemek her yurtseverin görevidir. Başur’daki halkın bu taleplerine ve taleplere karşı geliştirilen iktidar terörüne karşı diğer parçalar ve Kürdistani güçler sessiz kalamaz. Çünkü Kürdistan ülkesiyle ve halkıyla bir bütündür!

Başur halkımız hem kendilerindenmiş gibi görünen mevcut iktidar güçlerine hem de Kürdistan’ı işgal eden tüm soykırımcı sömürgeci güçlere karşı direnmeli, toprağını, geleceğini, demokrasi ve özgürlüğünü savunmalıdır. Diğer parçalardaki tüm halkımız ve Kürdistani güçler ortak bir tavır alarak Başur halkımızla dayanışma içinde olmalı, ortak bir tutum geliştirerek halka karşı yapılan saldırıları kınamalıdır.

Ulusal Birlik, Ulusal Kongre her zamankinden daha fazla olasılık dahilindedir, daha fazla mümkündür.

Ulusal Birlik 5 yıldızlı otellerin konferans salonlarında değil, Başurê Kürdistan şehirlerinin meydanlarında, sokaklarında geliştirilir. Bir ulusu ulus yapan tehlikelere karşı aldığı ortak tutum, saldırılara karşı geliştirdiği ortak direniş; yani iyi günde ve kötü günde birlikte olma halidir.

Bu nedenle gün, Ulusal Birlik ve Ulusal Direniş günüdür!

Alîşêr Pîran

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html