06 Nisan 2018 Cuma Saat 06:29 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Kandil, Şengal ve Maxmur İşgaline Yönelik Şantaj ve Kirli Pazarlıklar

Faşist Türk devleti Kandil, Şengal ve Maxmur Kampına yönelik işgal ve hava operasyonları için birçok ülke ile kirli pazarlıklar yapıyor

Yeni Sınır Kapısı ve Başika

İşgalci Türk devletinin, Irak hükümetine Musul sınırlarında yeni bir gümrük kapısı açma ve Irak ile ticaretin geliştirilmesi teklifin de bulunurken karşılığında Kandil, Şengal ve Maxmur Kampına operasyon yapma talebinde bulunduğu iddia ediliyor. 

Bağdat merkezli alınan bilgilere göre, Irak merkezi hükümeti Türkiye’nin bazı öneri ve taleplerde bulunduğunu fakat bunların reddedildiğini belirtirken kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarda basına yansıyandan daha farklı. Irak merkezi hükümeti tarafından, “Türk devletiyle her hangi bir pazarlık yapılmadı, Irak topraklarına Türk askerlerinin girmesini istemiyoruz” gibi açıklamalar yapılsa da söz konusu PKK pazarlığında, her iki tarafın bir birinden daha fazla taviz koparmaya çalıştığı; “anlaşma yok” açıklamalarının yanı sıra şartlar oluşursa “anlaşma olabilir”e dönüşebilecek yaklaşımlar sergiledikleri bildiriliyor.

 Türk devletinin iddialarına göre, özellikle Başika olmak üzere Irak’ın diğer bölgelerinde bulunan Türk askeri varlığının sonlandırılması karşılığında Irak Merkezi Hükümetinin “belirlenen yerlere” Türk ordusunun operasyon yapabileceğine ilişkin bir planı onayladığı belirtiliyor. Operasyon yapılacağı söz konusu “belirlenen yerler”  arasında Şengal, Kandil ve Maxmur kampı bulunuyor.

Türk devletinin operasyon yapılacağı yerlere ilişkin bir planı Irak Merkezi Hükümetine sunduğu bilgileri alınırken söz konusu planda; operasyon yapılacak yerler, sınırı, süresi ve kaç kilometrelik alanı kapsayacağı yanında Irak ordusu ile ortak yapılacak operasyona ilişkinde bilgilere yer veriliyor.

Bağdat’taki yerel kaynaklar, Türk devletinin Medya Savunma Alanlarına yönelik düzenlemek istediği İşgal girişimine ilişkin şu bilgileri veriyor;

1- Şengal’e gerçekleştirilecek hava operasyonu ardından da Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçlerinin de katılacağı kara operasyonun başlatılması.

2- Bu operasyona paralel Maxmur Kampında belirlenen hedeflere hava operasyonun gerçekleştirilerek Maxmur kampındaki halk savunma güçlerinin hedeflenmesi ve buradan çıkartılması. Bu şekilde Kampın içinde ve dışında Irak merkezi hükümetinin tam denetim kurması isteniyor.

3- Kandil, Xınere ve Xakurke alanlarına yönelik de korucular, çete ve bölgedeki işbirlikçi yerel güçlerle birlikte hava destekli kara operasyonu yapılması.

Şengal Operasyonun Asıl Amacı Sınır Kapısı mı?

Türk devleti, Irak hükümetinin PKK’ye yönelik operasyonlara izin vermesi karşılığında ayrıca Habur’un batısında bir alana yeni bir sınır kapısı açarak, Musul ve Bağdat’a ulaşmayı planlıyor. Habur’un yaklaşık 10 km batısındaki Şırnak/Silopi’ye bağlı Korova’ya (Ovaköy) bir kapı açılmasına ilişkin bir projeyi Irak merkezi hükümetine sunduğu belirtiliyor. Plana göre Irak merkezi hükümetinin kontrolünde olacak bu kapıdan Irak’a yapılan ihracatın Telafer ve Musul'a ulaştırılması planlanıyor. Bu kapıyla KDP’nin denetimindeki Habur sınır kapısı bypass edilerek orta vadede tamamen işlevsiz hale getirilip kapatılacak. Ancak yeni kapının açılmasının planlandığı Şırnak/Silopi’ye bağlı  Ovaköy'den (Korova) Musul'un kuzeyine kadar olan yaklaşık 50 kilometrelik alanın bir kısmı Haşdi Şabi ve Irak güçlerinin geri kalanı YBŞ güçlerinin denetiminde. Habur’a alternatif açılacak sınır kapısının bağlanacağı yol Telafer kuzey batısından Musul'a giden ana yola bağlanması için 120 kilometrelik bir stabilize yol, uluslararası ticaret yolu haline getirilecek.  Bu yol ile Şengal tamamen Kürdistan topraklarından kopartılacak.  Şengal’de YBŞ güçlerinin oluşu bu planı bozuyor. O nedenle Şengal’in Türk askerleri tarafından işgal edilmesi, bu işgal girişimine Irak merkezi hükümetinin onayı ve Haşdi Şabi’nin bu işgal girişiminde yer alması için Türk devleti her türlü yönetimi deniyor.

Petrol-Şengal ve Medya Savunma Alanları

Jeoloji uzmanları, Şengal bölgesinin büyük petrol ve doğalgaz rezervine sahip olduğunu söylüyor. Saddam Hüseyin döneminde bu bölgelerde petrol çıkarmanın yasak olduğunu fakat bölgede çok miktarda petrol ve doğalgaz rezervinin olduğunu,  Şengal sınırları içerisinde 3 noktada petrole rastlandığını, arama faaliyetleriyle çok sayıda kaynağa ulaşılabileceği belirtiliyor.  Yapılan araştırmalarda Şengal’de 10 milyar varil petrol rezervinin olduğu ifade ediliyor. Bunun dışında Şengal sınırları içinde mermer ve çimento kaynakları da bulunuyor.

Şengal dışında da özellikle Medya Savunma Alanlarında Xakurke, Zap, Gare, Metina, Haftanin ve Kandil alanlarında tespit edilebilmiş 62 noktada petrol ve doğal gaz rezervi var. Fakat bu alanların hepsi PKK güçlerinin denetiminde bulunuyor.

Türk devleti ve işbirlikçisi KDP’nin Şengal başta olmak üzere Medya Savunma Alanlarını işgal etmeye/ele geçirmeye çalışmasının en önemli nedenlerinden birinin de buralardaki petrol ve doğalgaz rezervlerini ele geçirmek olduğu bilinen bir gerçek.

Başurê Kürdistan’da petrol ve doğalgaz alanında faaliyet yürüten  ExxonMobil, Total ve Chevron gibi şirketlerle görüşen Türk dış işleri bakanın, Şengal ve Medya Savunma Alanlarının PKK’den alınması konusunda destek sunarlarsa, Irak hükümetine bu konuda baskı uygularlarsa bu alanlarda ortak petrol araması yapılabilecekleri konusunda teklifte bulunduğu iddia ediliyor.

Türk Faşist Devletinin ‘Su’ Kozu

Türk devleti son 10 yılda Bakurê Kürdistan’daki dere ve nehirlerin önlerine onlarca baraj yaptı. Türkiye ve Kürdistan sınırları dışına çıkan bütün dere ve nehirlerin önü barajlarla kesilerek sular kontrol altına alındı. Görünüşte bu çalışmalar ‘elektrik üretimi’ne  yönelik olduğu söylense de uzun vade dış politikada bir baskı-şantaj aracı haline dönüştüğü ortaya çıkıyor.

Rojava sınırları içinden geçen Fırat’ın suyunu kesilmesi nedeniyle Minbıç’e bağlı Tışrin barajında ki su seviyesi hızla düşüyor. Bölgeye içme suyu ve elektrik enerjisi sağlayan Tışrin santraller işlevsiz duruma getirilmeye çalışılıyor. Bu politika şimdi Tebqa barajı içinde uygulanıyor. Fırat’tan gelen suyun kesilmesi yada çok az verilmesi nedeniyle buradaki içme suyu ve elektrik enerjisi sağlayan santraller bu durumdan etkileniyor. AKP faşist rejimi Rojava sınırlarından geçen suyu keserek hem Suriye Kuzey Federasyonuna hem de Suriye devletine baskı uygulamaya çalışıyor.

Osmanlı zihniyetiyle Afrin işgal ederek talan ve istila eden AKP rejimi bu sefer de Irak devletine şantaj yaparak KDP işbirlikçiliğinin desteğiyle Başur’e Kürdistan’ı/Medya Savunma Alanlarını işgal etmeye çalışıyor.  İşgal girişimine Irak hükümetini ortak edebilmek/ ikna edebilmek Ilısu barajını şantaj/tehdit olarak kullanıyor. Bağdat merkezli kaynaklardan alınan bilgilere göre, Irak hükümeti ile Türk devletinin Ilısu barajı konusunda anlaşmaya vardıkları, anlaşma çerçevesinde Irak’ın talebi üzerine Türk devleti Ilısu barajına su doldurma çalışmalarını Haziran sonuna kadar erteledikleri, Irak’a verilen suyun saniyede 90 metreküpe çıkardıkları belirtiliyor. Bu anlaşma karşılığında Irak hükümetinin ne tür taviz ve sözler verdiği ise muamma. Irak hükümeti bu konuda her hangi bir açıklama yapmazken sadece “herhangi bir anlaşma yok” açıklaması yapıyor.

İşgale İzin Ver Parayı Al ...!?

Afrin’i işgal eden Türk faşist ordusu ve bunlara bağlı DAİŞ, El Nusra, Ahrar-u Şam çetelerinden oluşturulan grupların yine Başurê Kürdistan’da Türk devleti ve istihbaratıyla işbirliği yapan KDP’ye bağlı Roj Peşmergeleri ve Irak Türkmen Cephesine bağlı çete gruplarının finansmanını sağlayan Katar ve yine Rusya Türk devletini bir “koçbaşı” yada mayın tarlasına sürülmüş “eşek” misali kendi bölgesel çıkarları temelinde ABD ve diğer NATO müttefiklerine karşı kullanıyor.

Katar’ın mali desteğini, Rusya’nın siyasi ve askeri desteğini arkasına alan Türk faşist devleti Katar ve Rusya adına Suriye ve Irak topraklarını işgal ediyor. Rusya ve Katar’ın desteği ile Afrin’i işgal eden Türk devleti Şengal, Maxmur, Xakurke ve Kandil’e de operasyon yaparak bu bölgeleri işgal etmek istiyor. Irak hükümetini bu kirli planlara dahil edebilmek için her türlü yöntemi deniyor. Irak hükümetinin dış işleri bakanıyla görüşen Türk devletinin dış işleri bakanı, işgal operasyonlarına izin vermesi durumunda Türkiye’nin Irak’a 5 milyar dolar kredi vereceğini, anlaşma  sağlanırsa bu paranın transferini hemen gerçekleştireceklerini belirtmişti.

Irak hükümeti 5 milyar dolarlık kredi önerisine henüz cevap vermezken, Irak eski başbakanı Maliki’nin partisinde parlementer olan bir siyasetçi, 5 milyar doları Irak hükümeti alırsa bunun bilinenin ötesinde bağlayıcı ve zorunlu bir siyasete dönüşeceği ve Türk devletinin çıkarları doğrultusunda kararların çıkacağını ifade ettiği bildiriliyor.

KDP’de Oyuna Dahil Edildi

Medya Savunma Alanlarına yönelik operasyonun KDP’yi ilgilendiren bölümünde ise yoğun bir trafik söz konusu. 27 Şubat günü Duhok’ta bulunan Jiyan Otelde MİT ve Türk Özel Kuvvetlerinden komutanlarında yer aldığı bir grup KDP’den Sihat Barzani ve Parastın’dan Mesrur Barzani ile toplantı yaptıkları bilgilerine ulaşıldı.  Toplantıdan sızan bilgilere göre; Türk tarafı, Afrin operasyonunda elde edilecek başarı ve gelişmelere göre Şengal ve Kandil’e yönelik operasyonun planlanan tarihte başlatılacağı, bu operasyonda KDP güçlerinin etki ve pozisyonlarının önemli olacağı vurgusu yapıldı. Toplantıda Şengal alanına yönelik operasyon hazırlığı öncesi KDP’ye bağlı Sıpayê Barzan ve Roj Peşmergelerinden oluşan bir gücün kaydırılarak geçiş hatları ve bazı stratejik alanlara konumlandırılması planlanıyor.    Bölge kaynaklarından alından bilgilere göre, son bir kaç haftadır Sıpayê Barzan ve Roj Peşmergelerinin Şengal sınır hatlarına kaydırıldığı, mevziler kazdıkları bildiriliyor.

İstihbarat ve Güvenlik Karşılığı Obüs-Top Mermisi

Diğer taraftan KDP lideri Mesut Barzani’nin 10 Şubat’ta Suriye sınırındaki Sıhale köyü civarındaki Peşmerge güçlerini ziyaret ettiği burada üst düzey Peşmerge komutanlarıyla yaptığı  ifade edilirken toplantıda Barzani, bir süredir Türk devletiyle görüşmeler yaptıklarını, en son MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile görüştüklerini dile getirerek Türk devletine ve MİT’e gereken desteğin verilmesini belirttiği ifade ediliyor. Barzani, MİT’in kendilerinden Başurê Kürdistan’daki Türk ordusuna ve MİT’e ait üslerin dış güvenliğinin Zirevani (özel kuvvet) güçleri tarafından korunması,  Şengal ve Kandil’e yönelik düzenlemek istedikleri operasyonlarda istihbarat ve Peşmerge desteği, MİT elemanlarının korunması ve gizlenmesini istediğini dile getirdiği aktarılıyor. Mesut Barzani,  Kandil’de PKK güçlerinin darbelenmesi istihbarat ve Peşmerge desteğine karşılık MİT’ten obüs ve 120’lik top mermisi, ferdi silah mermileri ile ağır silah talebinde bulunduğunu ifade ettiği belirtiliyor.

Barzani’nin MİT ile yaptığı görüşme sonrasında KDP istihbaratı Parastın ajanlarının Kandil ve Şengal alanlarında yoğun şekilde faaliyet göstermeye çalıştıkları, koordinat çalışması yaptıkları bilgileri alınırken diğer taraftan Zaxo’dan Diyana’ya kadar Medya Savunma Alanlarındaki Türk ordusu ve MİT’e ait bütün üs ve karakolların dış nöbetlerini KDP’ye bağlı Zirevani güçleri tutmaya başladı.

Diğer taraftan KDP ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, Başur ve Rojava sınırını denetime almak için harekete geçiyor. Yapılan planlama çerçevesinde her bir kilometre de bir Peşmerge karakol-kontrol noktaları ve gözetleme kuleleri inşa edilecek. Karakollarda Türk askerleri de yer alacak. Ocak ayı itibariyle bu çalışmalara başlandığı belirtiliyor.  Bu karakollarla Başur-Rojava sınır hattının tamamen kontrolü amaçlanıyor.

Başurê Kürdistanlı Partiler Tehdit Edildi

Türk Devletinin Hewler konsolosu Hakan Karaçay Güney Kürdistan Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani ile 04.01.2018 tarihinde yaptığı görüşmede, Türk devletinin Efrin’e operasyon yapacağı, bu operasyon süresince başta Güney Hükümeti olmak üzere tüm siyasi partilerin karşıt rol almamasını, hükümet ve parti adına resmi açıklama,  kınama vb.  tutum ve davranışlara girilmemesi noktasında uyarıda bulunduğu belirtiliyor.  Türk konsolosu ve beraberindeki heyetin Başur hükümetini tehdit eden ziyareti ardından  Güneyli partiler de aynı konu çerçevesinde ziyaret edildi.  Başta KDP, YNK, GORAN, Komele İslam, Demokrasi ve Adalet Koalisyonu Başkanı Berhem Salih ve Yeni Nesil Partisi Başkanı Şahsuwar Abdulvahid ile görüşüldüğü  Efrin konusundaki Türk devletinin politikası ve Güneyli partilerden bu konudaki beklentiler aktarılarak aksi açıklama ve faaliyetlerin Türk devleti tarafından  kesinlikle tasvip edilmeyeceği ve buna karşı cevapsız kalınmayacağı belirtilerek Başurlu partilerin tehdit edildiği iddia ediliyor.

İncilik Kozu Tutmadı!

Suriye (Rojava) ve Irak (Başur Kürdistanı)ı işgal girişim ve tehditlinde yine ABD’yi ve koalisyon güçlerine İncilik hava üssünü şantaj olarak kullanan Türk faşist devleti bu oyunu daha fazla sürdüremeyeceği ortaya çıktı.

İsrail’de yayın yapan ve MOSSAD’a yakınlığıyla bilinen Debka file sitesi, ABD’nin Türkiye ve Katar’daki üslerini taşıma kararı aldığını yazmıştı. Söz konusu haberle birlikte ortaya çıkan iddialara göre, Türkiye’deki İncilik hava üssünün Türk devletinin desteklediği DAİŞ çetelerine karşı ABD tarafından kullanıldığını, bu durumun Türkiye’yi rahatsız ettiği belirtiliyor. Ayrıca Türk devleti, ABD’den Sarraf davasının hasır altı edilmesi, Rojava’daki Minbıç, Serekanê,  Grispi; Maxmur ve Medya Savunma Alanlarını işgal etmek için İncilik hava üssü şantajını kullanıyor.

ABD’nin İncilik hava üssündeki gücünü balkan ülkelerine kaydırmaya başladığı bildiriliyor. Kaynaklar, Türk devletinin ABD’ye karşı kullandığı en büyük kozunu kaybettiğini bu durumun Türkiye’nin bölgedeki varlığını ve geleceğini etkileyeceğini ve Türkiye’yi yakın süreçte zor günlerin bekleyeceğini dile getiriyorlar.

Faşizmin Ortak Cazibesi

Almanya, Türkiye ile olan tarihsel ilişkilerini her koşulda sürdürmeye çalışıyor ve her durumda Türkiye’den, Türk devletinin çıkarlarından yana tavır alıyor. Faşizmin tarihsel ortaklığı yanında Türkiye Almanya için iyi bir pazardır. En fazla silah satışı Türkiye’ye olmaktadır. Bunun yanında Almanya’nın en fazla dış yatırımının olduğu ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Türk devletinin DAİŞ ve diğer çetelerle olan ilişkisi ve yine mültecilere yardım adı altında Türkiye’ye gönderdiği paranın DAİŞ çetelerinin silahlandırılmasına kullanıldığı çok iyi bilen Almanya, Türkiye adına Avrupa’da lobi faaliyetleri yapmakta; Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta ki işgal operasyonlarına Avrupa devletlerinin sessiz ve kayıtsız kalması için baskı uygulamaktadır.

Afrin işgalinde Alman üretimi leopar tanklarının kullanılmasına gösterilen tepkiler nedeniyle göstermelik yaklaşımlar sergilese de leopar tanklarının modernizasyonuna ilişkin anlaşmayı güncellemiş ayrıca başka konularda silah anlaşmaları yapmaktadır.

Almanya, Kuveyt ve Basra’dan almış olduğu petrolleri ülkesine götürebilmek için Irak’ın hava sahasını kullanarak Türkiye üzerinden Almanya’ya taşınması için 10 yıllık anlaşma imzaladı. Irak ve Türkiye üzerinden günlük olarak 120’nin üzerinde uçak nakliyat yapıyor. Bu anlaşmada da yine en büyük partner Türkiye olmaktadır. Almanya ile Türkiye ilişkileri Irak’ta da kendisini ticari olarak göstermektedir. Petrol karşılığında Türkiye Almanya’dan Leopar silahların modernizasyonu konusunda anlaşma yaptığı ortaya çıkmıştır.

Goran Akreyi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html